“Japonya’nın en yeni nükleer santralına kapatma kararı”
Kaynak: Milliyet Gazetesi 26.Mart.2006 Nüshâsı
Haber Linki: www.milliyet.com/2006/03/26/yazar/tamer.html
Yazar: Meral Tamer
Sayın Meral Tamer,
Konu: Japonya'daki NS ile ilgili yazınız.
Konuyu belli bir tabana oturtmak amacı ile bir GİRİŞ yapmak durumundayız.
1.Ülkemizde ve dünyada bilime bakış açısı asırlara bağlı olarak şu tanımlamalar ile belirlenmiştir:
a. Bilimsel
b. Siyasal
c. Duygusal
d. Dinî
Bilimsel: Tarih boyunca yüzdesi sürekli artan ve 21. Yüzyılda doruk noktasına varan ve ilmi değer ve kriterleri temel alan bakış açısı olup NÜKTE PLATFORMUNUN da bakış açısını kapsayan ilkedir.
Siyasal: 1800'lü yıllarından sonra ortaya çıkan ve Lenin-Marks ile hızla yükselen sonrada taraftarını oldukça kaybeden ancak varlığı hala hissedilir bir bakış açısıdır.
Duygusal: 1960'lı yıllardan sonra Hippy hareketi ile başlayan oldukça taraftar çeken bakış açısı, sonraları Greenpeace olarak isim yaparak "teknolojilere ve olaylara" değişik bir bakış açısı kazandıran bir harekettir. Halen sivil toplum hareketlerinde etkin bir yeri olup tahsilliler arasında etkili kapasitesi mevcuttur.
Dinî: Tarihte hakim olmuş, Gallile'nin yargılanması ve rönesans hareketi ile çöküşe geçmiş, 21. Yüzyılda etkisini iyice kaybetmiş bir bakış açısıdır. Az da olsa doğuda bu kriterlere uyan halk veya devletler maalesef hâlâ mevcuttur.
EN KOLAY tartışma ve anlatımın aynı bakış açısı açı altında olduğu ne kadar gerçek ise, farklı bakış açısı altındaki tartışmaların da EN ZOR'u olduğu açıktır.
2. Türkiye'ye uygulanan TEKNOLOJİ kısıtlamaları:
a. Demir-çelik Teknolojisi: Ereğli'den sonra kurulan İskenderun DÇ tesisleri batı tarafından desteklenmeyince 1975 yılında Ruslar'a yaptırılmıştır.
b. Alüminyum teknolojisi: Uzun yıllar bu teknolojiyi bize vermeyen ABveD'li dostlar 1974 yılında Demirel'i bile çileden çıkarınca Seydişehir fabrikası Ruslar'a kurdurulmuştur.
c. Paslanmaz (Krom-Nikel) teknolojisi: Hammaddesi bizde; Antalya ve Doğu Anadolu'da olan bu madeni, işleme ve levha yapma işleri yıllarca lobisi tarafından bize verilmemiş ve bugün itibari ile tüm ihtiyacımızı Avrupa ve dünya piyasasından temin etmekteyiz. (Melih Aşık'ın yazısına gönderdiğimiz bilgilendirmede Irak'tan gelen "Uranyumlu hurdalar" işte bu nedenle Çatal-Kaşık olamaz. İnşaat demiri veya profil olabilir.)
d. Altın Üretimi: Bu teknoloji konusunda Siyanür kelimesi anahtar olup, yıllar sonra batılı firmaların iştahını kabartsa da bağlı olduğu devlet ve lobilerin onayı alınamamış, alındığı zaman ise yöre halkını ayaklandırarak dost ülkeler yine başarılı olmuştur.
e. Krom Bileşikleri Teknolojisi: Camı renklendirme hammaddesi olup Paşabahçe'ye yıllarca verilmeyen bu teknolojiyi 1984'li yıllarda yine Ruslar'a İskenderun'da yaptırılarak aşılmıştır.
f. Uçak ve Havacılık: Bu teknolojiyi Atatürk 1928 yıllarında Almanlarla ortak ülkemize kazandırmış, ölümünden sonra özel sektörün devreye girmesi ile büyümüş, sonraki yıllar ve özellikle Menderesin dar görüşleri ile kapatılmıştır (1959). Zaten Törenle Tramvayı kapatan ve kaldıran dünyadaki TEK ülke olmamızı biraz düşünmek yeterlidir (1961). (Ekte resim ve Havacılık yazısı mevcuttur.) Bu teknolojiye yeniden Özal hükümeti, bir ABD'li firma ile girmiştir.
g. Nükleer Teknoloji (NT): 1960'lı yıllarda dünyaya yayılmaya başlayan bu teknoloji Kanada nın Pakistan'a tesis yapması ile "LOBİSİNİ" kurmuş ve 1963'lü yıllarda yapılan sözlü mutabakat ile Türkiye'nin de içinde bulunduğu Doğu-İslam ülkelere bu teknoloji transferi YASAKLANMIŞTIR. Bu nedenle şu anda mevcut 441 NS içinde Doğu-İslam ülkelerinde ancak BİR NS mevcuttur. İşte bunu ispat eden başka bir delil de 4 defa teşebbüs eden Türkiye nin ihaleyi bile yapamayışı altındaki gerçek budur. Hattâ santral ihalesi gündeme gelince teklif veren firmalar, Nükleer lobi kanalı ile bildiğiniz "Duygusal ve siyasal bakış açılı" kuruluşları devreye sokar ihaleyi yaptırmaz. Böylece gerçek yüzlerini gizlerler. Halk ise bu gerçeklerden daima uzaktır. Bazı yazarların anlattığı "Nükleer lobi işsiz kaldı, bize acilen NS satmak istiyorlar dedikodusunun" temel bir dayanağı olmayıp sadece DUYGUSAL bakış açısın sahiplerinin basit bir oyalama senaryosudur. 45 yıldır size veren yok ki -Lobinin izni yok ki- neyi satın alacaksınız!
Yukarıdaki kısa Teknoloji tarihimiz bize göstermektedir ki; "Batılıların uyguladıkları yöntem çok basittir. Bir ülkede "istemedikleri bir işi; kendi (ülke) kamuoyu vasıtası ile o ülkeye yaptırtmasıdır." Ülkemiz teknoloji açısında sürekli denetim altıda olup onların politikalarına ters bir durumun gelişmemesi içinde Siyasal ve Duygusal bakış açısı içindeki kişiler kullanılmaktadırlar. Ancak bu durumdan bu insanlar eğitimli olmalarına rağmen habersizdirler. Bunun ibret verici örnekleri, sayısız olup sadece bir örnekle yetineceğiz:
Tv kanalında bir Prof. kendisi şöyle anlatıyor. "İstanbul'da fakülte eğitiminden sonra devlet beni Nsantrallar konusunda doktora için ABD'ye yolladı. Pakistan'dan gelen 4 bilim adamı ile birlikteydik. Konumuz Nükleer Teknoloji ve Santraller idi. Uzun yıllar birlikte çalıştık. Onlar ülkesine dönüp NS kurdular, atom bombası yaptılar, ben ise bu işlere karşıyım!" İşte Bilgisayarların "HACK"lenmesi gibi; özellikle tahsilliler arasında beyinlerin de ele geçirilmesi çok kolaydır. Bu da dostlarımızın geliştirdiği son metotdur. Oldukça da başarılıdır. Çünkü örnekleri sayısızdır.
Şimdi şu soruları kendimize soralım:
1. Teknolojiye karşı bilim adamı olur mu?
2. Teknolojiden korkan mühendis olur mu?
3. Hastane yapımına karşı doktor olur mu?
4. Yasa istemeyen hukukçu olur mu?
5. Havacılığa karşı pilot olur mu?
Sanayide ve hastanelerde NT'nin nimetlerinden sonsuz yararlanın, ancak ana teknolojiye karşı çıkın. Bu durumun; TV seyretmenin günah olduğunu söyleyenler ile ne farkı kaldı. Türkiye'nin bu konudaki ithalat pastası da ayrı bir konudur. İşte dış ticaretiniz bu teknolojilere sahip olmadığınız sürece açık verecektir. Ayda 600 milyon$ gaz ithal edip bunu en pahalı elektriğe dönüşmesine (%60 elektrik içindir), ve aylık 360 milyon$ üzeri fatura ödememize neden olan temel problemi nasıl çözeceksiniz? Tabii ki akıl ile. Ancak zayıf hükümetler neticesi son 15 yıldır ülkemiz akıl yerine daha çok lobilerce yönlendirilmiş ve ortaya da bu tablo çıkmıştır. Ülkemizin "Siyasal ve Duygusal" bakış açılı insanların baskısı ile geldiği bu noktada onlarında bu durumdan şikâyetçi olmalarını izah etmek mümkün değildir.
İşte Japonya'daki durumu da bu bilgiler ışığı altında cevaplayalım. O ülkeler bilimsel olarak yoğun akıl ile yönetildikleri için bu işleri mahkemelere bırakacak kadar saf değillerdir. Mahkeme veya halk kararları fazla bilimsel olmadığı zamanlarda devlet daima gerekli aklı koyar ve işi çözer. İşte İsveç! Nükleer Santralleri kapatma kararı alan halkının bu kararını, niye yıllardır uygulamıyor veya uygulayamıyor? Fransa neden %80 elektriği nükleerden elde ediyor? Çin neden yılda 2 NS yapımını 16 yıl da 32 NS ile programlıyor.? Enerji devi Rusya neden 31 NS varken 13 adet daha inşâ ediyor. Cevabı yukarıdaki satırların arasında mevcuttur. Unutmayalım Petrol fiyatları Çin ve Hindistan'ın refah seviyelerini arttırması neticesi ile 80-90 $/varil seviyesine çıkabilir. 20-30 yıl ilerisini programlayan ülkeler böyle davranması ise doğaldır. Dolayısı ile "Nükleer Enerjinin Ulusal olup olmadığını tartışacağımıza" sanki birileri bizleri yanlış yönlendiriyor gibi bir izlenim mevcut diye düşünüyoruz. İşte köşenizde bu bilgileri halkımızın aydınlanması için kullanmanızı dileriz. Başarılar dileği ile saygılarımızı sunarız.
Adil Buyan
Fizik Yüksek Mühendisi
NükTe Platformu
Koordinatör
- 411 reads































