Nükleer'e Reddiye

Yayım Târihi: 
30.12.2007

Kaynak: Yeni Şafak Gazetesi 30-31 Aralık 2007 ve 01.01.2008 tarihli nüshası

Haber Linkleri:
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=8571&y=KursatBumin
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=8588&y=KursatBumin
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=8604&y=KursatBumin

Yazar: Kürşat Bumin
Makale Adı: Nükleer’e reddiye

Sayın Kürşat Bumin,
Öncelikle nükleer enerjiye verdiğiniz önemi belirten yazılarınız için teşekkürlerimi NükTe grubu adına sunarım. Tamamen bilgilendirme amaçlı yazımı özel bir sıralama içinde yazacağım. 1. NükTe Platformun amacı nedir? 2. Tavsiye ettiğim bir yazı. 3. Gazetede çıkan üç köşe yazınızda katıldığım ve katılmadığım bölümler. 4. Sonuç kısmı.

Lütfen okuma esnasında size kolaylık olması açısından verilen LİNKLERE girerek devam ediniz. Böylece daha hızlı bir sonuç elde edeceğinize inanıyorum. Size bilgi ağırlıklı mesajlar verip yorumlarımı işin içine katmayacağım sözünü veriyorum. Çünkü yorumları sizin yapmanız bizce daha önemlidir.

1. NükTe-Nükleer Teknoloji Bilgi Platformu
Ülkemizde en ciddi dezinformasyon haberler genelde ENERJİ konusundadır. Hele konu nükleer olunca birazdan sizin de okuyacağınız gibi konu komediye dönüşmektedir. Öncelikle ben 1976 A.Ü. Fizik Mühendisliği bölümümden mezun ve sanayici kökenli biriyim. Yıllarca da Fizik Mühendisleri Odası (FMO) yönetiminde görevler aldım. TMMOB'de de bazı çalışma gruplarına katıldım.

Ülkemizde gelmiş geçmiş en büyük baskı Nükleer ya da Radyasyon konusunda olmuştur. Bu baskı yıllar içinde artmış 1986 yılındaki Çernobil dolayısı ile tavan yapmıştır. Bu gün odamıza 1.760 civarında Fizik ve Nükleer mühendis üyedir. Kayıt olmayanlar ile bu sayı 2.500'ü biraz aşar. Hocalarımızı da ilave edelim 4.000’i ancak buluruz. Tüm kadro budur. Çernobil sonrası uygulanan adeta “Çernobil faşizmi” haline gelen baskılar neticesi meslektaşlarımız adeta yer altına inmiş direnişçiler gibi toplumdan soyutlanmışlar, nükleer programlarında sürekli aşağılanmayı içlerine sindiremedikleri için bazen katılmamışlar, yerlerine ise türeyen “kırık plak” misali aynı yanlış bilgileri biri birilerinden alarak ve biraz da ilave ederek çoğaltan sayısı az ama etkisi çok büyük bir olgu ortaya çıkmıştır. Hatta entellik kavramına "nükleer karşıtı" olma da ilave olmuştur. Konuşmaları kendi aralarında yapabilen meslektaşlarımız yabancı birileri ile karşılaşınca konuyu kapatarak bir çeşit savunma mekanizması geliştirmiştir. İşte bu ortamda 2005/2006'lı yıllarda “ne olacak bu nükleerin hali” diye düşünürken iki meslektaşın ortaya attığı NÜKTE PLATFORM fikri doğmuştur. Yüzlerce meslektaş bir araya gelerek bir şeyler yapabileceğimize emindik. Ortak paydamız bilimselliktir. Web sayfamızda tüm enerji alanlarında doğru bilgileri sunarak “referans bir web sitesi olmak da” diğer bir hedefimizdir.

Nükleerin birinci dereceden sorumlu disiplini Fizik ve Nükleer mühendislerdir diyerek başlayalım. Bir Fizik Mühendisleri grubu altında her meslekten insanımızın da üye olacağı bir bilgi platformu kurmayı planladık ve kurduk. Medya yazarlarına ve yöneticilerine iki soru ile gittik. A. Biz nerede hata yaptık? ve B. Ne yapmalıyız? Bu araştırmada çıkan sonuç ise: konuyu halkımıza iyi anlatamadığımız ve öğrenecek bir kurum ya da sivil toplum örgütünün olmayışı idi. Bu amaçla www.nukte.org adresinde lise düzeyinde bir web sitesi açtık. Sitemize halkın kolayca anlayabileceği yazıları ve konu hakkındaki bazı makaleleri de yerleştirdik. Nükleer santral sayılarını çalışan-inşa halinde olan ve projelendirilen olarak tablo şeklinde sunmaya başladık. Grubumuza emekli olan-olmayan bilim insanlarımızı, fizik ve nükleer öğrencileri, diğer meslek gruplarından bu teknolojiye inananları dahil ettik. İnternet’ten üyeler aldık. Medya yöneticilerini yazarları, Üniversite öğrencilerini sunumlarla bilgilendirdik. Az da olsa TV oturumlarına katılarak amacımızı anlattık. Sonuçta hayli yol aldık ve bilgilendirme ile medyadaki bu tansiyon düşmeye başladığını gözlemledik. Bu konuda yabancı bir bilim adamının Bernard Cohen’in "Çok geç olmadan" isimli kitabının çok kısa önsözünü hemen okuyunuz ve bizi daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır. http://kitap.tubitak.gov.tr/kit/g010d.html (3 kısa sayfadır).

Elektrik Enerjisi konusunda en temel bilgi olan: 1. Ana (baz) enerji kaynakları Termik-Hidrolik-nükleer olarak sınıflanır. 2. Yenilenebilir (Alternatif) enerji kaynakları Güneş, rüzgar, jeotermal, gel-git, dalga, biomas vb. gibi. Burada yapılan önemli yanlışlık ise alternatif enerji kaynaklarını ana kaynaklar yerine İKAME EDEMEZSİNİZ. (Okulda söylenir ise sınavda kırık not alınır.)

İlk yazınızın (30 Aralık 2007) başında güneşten bahsediyorsunuz. Size katılmamak mümkün değildir. Keşke güneşten elektrik edilse de bitse bu tartışmalar. Biz de gönülden istiyoruz. Ancak şimdilik olası değil. Şu anda ticari olarak güneşten elektrik elde eden TEK tesis yok. Sadece araştırma amaçlı ABD'de yapılmış durumdadır. Diğer yol olan Foto-voltaik metotlar da ise fiyatlar çok yüksektir. 2KW güç için 20.000-24.000 € arasıdır. Bu bedel ile bir ömür boyu elektrik paranızı ödeyebilirsiniz. Zaten alıcı da çok az sayıdadır. Şunu unutmayalım. Kullanılmayan elektrikte KAZANILMIŞ bir enerjidir. Sıcak su kolektörleri buna güzel örnektir. Akdeniz kıyılarını bırakın MUT ilçemizde bile kolektör yaptırmayan yapı yok gibidir. Konuda AB'de birinciyiz. Güzel değil mi? Kazancımız ise toplam 402.500 tep (ton eşdeğeri petrol) civarıdır ve ciddi bir rakamdır. (250MW gücünde bir santralin eşdeğer üretimi kadardır.) 2001'de 7.5 milyon m2 olan kolektör alanı 2006 sonunda 11.5 milyon m2 ulaşmıştır.

İkinci yazınız (31 Aralık 2007); Rüzgardaki müracaat biraz abartılıdır. Zaten yıllardır yatırımcı bekleniyordu. Biz gerçekleşeni beklemek durumundayız. Yorum yok. (%10 gerçekleşme oranı bile iyi sayılabilir)

Bu konuda üyemiz ve hocamız A.Y.Özemre’nin görüşleri bilimsel gerçeklerdir. Ama ülkemizde bir de gelenek var. Hadi gel tartışalım. Yani BİLİMİ. Halbuki "bilimde demokrasi olmaz" ki tartışalım. Bu konudaki kitabın yazarı da Sn. Özemre’dir. Mutlaka okunması gerekir.

ATO başkanı hakkında yazdıklarınızı; (belki bilseydiniz) bizim için de (NÜKTE PLATFORM) söyleyecektiniz. Burada önemle durmak istiyorum. Üç büyük teknoloji var;

1. Havacılık ve uzay

2. Bilgisayar ve iletişim

3. Nükleer.

Bu konularda teknoloji sahibi olmayan ülkeler ilk 15 ülke içine girmeleri çok zordur. Biz fizikçiler her teknolojiye yakın olduğumuz için nükleeri de ihmal etmemiz olası değildir. Birileri çıkıp ta Teknoloji karşıtlığını ülkemizde SERBEST hale getirdi. Aslında bu (bence) tam bir bilimsel gericilik hatta “irtica” ile eş anlamlıdır desem yanlış olmaz. Diğer teknolojilere karşı olmak nedense çok yadırganır ama Nükleere gelince sanki alehte konuşmak prim yapar. 1450 yıllarında Galileo’ya Katolik mahkemesi bile dünyanın dönmediğini sadece mahkeme kapısına kadar kabul ettirebildi. Hem de kellesi karşılığında. Bilimde ne mahkeme ne de toplumsal kararlar geçerlidir. Tarih benzer örnekler ile doludur. Örneğin birisi TV ya da cep telefonuna karşı olabilir, ama iletişim teknolojisine karşı olamaz ya da uçağa binmeyebilir ama havacılık teknolojisine karşı olamaz, ya da nükleer enerjiye (NE) karşı olabilir ama nükleer teknolojiye karşı olamaz. Olursa ne olur? İşte burada, Türkiye’de yaşanan komedi başlar. Böyle insanlar olsa bile bunları tv ya da medyada ortaya dökmek ülkemiz dışında nerelerde var? Hidrolik, Kömür ya da jeotermal, rüzgar vb. konularda yaşanan bilgi ve sayı kirliliği sizce niyedir? Mesela; nükleer ve enerjide yaşanan yanlışları <nükleer yalanlar>, <enerji yalanları> olarak sitemize yerleştirdik ve inanın en çok okunan bölüm oldu. Halkımızın kafası öyle karıştı ki kime ve hangi sayıya inanacak bilemiyordu. Sanki at yarışı gibi. Desteklediği enerji kolundaki sayıları cazip kılmak ve rakip enerjideki sayıları kötü yönde abartarak hiçbir yere varamadığımız ortada. Bir de bu durumdan istifade etmek ve medyatik olmak için içimizden çıkan bir-iki profesör, doçent ya da mühendis takılı kişilerin yaptıkları ortada. Siz hiç mesleğine karşı olan birini tanıyor musunuz? Elektrik mühendisi, ziraat mühendisi ya da doktor, gazeteci, asker vb gibi. Ama nükleerde var! Tamamen şamata amaçlıdır ve medyatik olmak sureti ile de amaçlarına ulaşmışlardır. Onların hocalarından çoğu platformumuz üyesidir!! Yorumu size bırakıyorum. Yıllardır kullanılan petrol ve kömür neticesi ortaya çıkan “KÜRESEL ISINMANIN” sorumlusu karbondioksit değil mi? Yıllardır bunu bile anlatırken adımız hep "komplo teoricisi" oluyordu. Şimdi ise herkesin başı önde. Fransa’daki nükleer santrallerin kömüre dönüştüğünü düşünebilir misiniz? 1.000MW gücünde bir NS 1 yılda 1.6 milyon-ton ham petrol eşdeğeri enerji üretir. Bu süreçte ise NS hem bacasız olarak ve hem de bir küçük büro masası ebadında (25 ton-1.2m3) atık yakıt çıktısı ile üretim yapar. Petrolün ve kömürün bacasından çıkan milyonlarca ton gaz ve külleri ise yazmayacağım!!

İran meselesi için lütfen sitemizde <iran nükleer kavgası> menüsünü okuyunuz. Konu nükleer gibi ya da atom bombası gibi gösterilip “nükleer ambargoyu” ihlal eden ülkenin başına gelecekleri diğer ambargolu ülkelere gösteren bir senaryodan ibarettir.

Nükleer enerji üretildiği ülke için aslında ulusal bir enerjidir. En düşük maliyetli elektrik, sudan sonra nükleerden elde edilir. Ama siz tam tersini biliyor olabilirsiniz. Lütfen http://www.nukte.org/ny5 bağlantısından ABD’nin son 10 yıllık maliyet değerlerine bakınız. Hatta son olarak doğalgaz kıyaslamasını vereyim; 4.2 milyar dolarlık doğalgazdan elde edilen elektriğin aynı miktarı 200 milyon dolarlık Uranyum'dan elde edilebilmektedir. İşte dış ticaret açığımızdaki 4 milyar Dolar'ın nereden geldiğinin belgesidir ve önemli bir satır başıdır!! Aramızda söylenen bir klasik cümleyi size de yazayım. “Doğalgazdan elektrik elde etmek aslında Rolls-Royce alıp pazara gitmeye benzer.”

Ülkemize bu teknolojinin girmemesi için batı ve onun da batısı zaten 1965'li yıllarda örtülü bir ambargo koymuştur. Sitemizde http://www.nukte.org/nukleerambargo mevcut olup okumanızı tavsiye ederim. AB&D’li dostlar zaten bizde NS kurulmasını istemiyor, içimizdeki bazı STK'lar NT’yi istemiyor (TMMOB ve 92 dernek) (bak; <nükleer karşıtları borsası>) biz konunun birinci dereceden temsilcileri isteyince; lobici de Amerikancı da, AB’ci de bizler oluyoruz. Yanlış mı yazıyorum? İçimizdeki bazı STK’lar onlarla birlikte kol-kola ve bizlerle mücadele edince, ambargolara taraftar olunca, nasıl oluyor da biz lobici, vatan haini, onlar ise vatansever oluyor anlamak mümkün değildir! Şu tabloya bakın ve siz yorumlayın 440 nükleer santral çalışmakta; 439 tanesi batı ve 1 tanesi PAKİSTAN'da?? Bu konuda web sitemiz <gazete ve yazarlara cevaplar> menüsü; lehte–aleyhte yazılar ve cevapları ile doludur.

Elektrik elde edilmesinde “yakıt bağımlılığı” sıralaması ise; 1. doğalgaz, 2. petrol, 3. kömürdür (ithal). Nükleer ise sonuncu yani 4.'dür. Bu konudaki teziniz de maalesef doğru değildir.

İkinci yazınızdaki “Kan kanseri meselesi” yeni değildir ve yıllardır devam etmektedir. Sadece Çernobil nedeni ile radyasyondan ölenler hakkında yazılan YERLİ makale sayısı da ciddi boyuttadır. 300 ölüden başlayarak milyona ve sonunda da 3.150.000 ölüye ulaşan makaleler yazılmıştır. Peki nerede bu ölüler?

Fransa sigaradan ölen PASİF içici sayısını yeni açıkladı yıllık 5.000 kişi. Aktif içicileri ise sormayın! Sonra da Almanya’da fazladan 20 lösemili sayısı ile ne yapılmaya çalışılıyor, yazmayacağım. Yorum yapmama sözüme uyacağım.

Sigarada, en tehlikeli madde olan Polonyum'un olduğunu bilen sayısı azdır. Hani Rus ajanı İngiltere’de o madde ile öldürmüşlerdi!! İşte çevrecilere bakın ellerinde sigara, sonra da RADYASYON öcüsü ile halkı korkutmaya çalışırken bizlerin ne hissettiğini düşünebiliyor musunuz? (http://www.nukte.org/sigaradakiradyasyon)

Benzer şekilde "nerede bu bilim adamları nükleer kanun ve diğer konularda seslerini bile çıkarmıyorlar" diyorsunuz. Yukarıda anlattığım gibi TV'deki açık oturumları anlatsak “belki siz de” bizlere yapılan haksızlık karşısında isyan edersiniz. Mesela bir kanalda nükleeri Makine-Maden ve Jeoloji mühendisi ile tartışıyorlar. Başka bir kanalda ise Elk.Müh. ve Jeoloji Profu. Kısaca bizi yani bilimselcileri ne yapsınlar ki?

Önemli bir başka acı gerçeği yazayım; Dünyanın sorunu nükleer yada radyasyon değildir. Kimyasal kirliliktir. Kanserin artışındaki ana neden de budur. Şu anda dünyamızda kanser oranı %23 olmuştur. Yani her 4 kişiden biri kanser olacak. Temiz su ve toprak kalmadığının belgesi ise ORGANİK tarımdır. Demek ki artık yediklerimizin büyük bir oranı a. tarım ilaclı, b. Hormonlu, c. Genetiği ile oynanmış tohumlardır. Bunları çıkıp ta TV yada basında adama söyletmezler. Kartellerin baskısı buna imkan vermez. Ama Nükleer hakkında her şey serbesttir. Burada Nükleer aslında bir maskedir. Kimyasallar ile çevreyi kirletenler korunur. Halkın baktığı maymun ise daima RADYASYON'dur. Gerisi detaydır. Çünkü dünyayı idare edenler yani “efendi” petrol kartelleridir ve o ürünler aleyhine konuşamazsınız. Bu iki kelimede psikolojik harp (PH) ürünü uygulamalar olup ülkemizde mükemmel olarak uygulamış ve tutmuştur. İşte batının sayısız gollerinden biri de budur.

Üçüncü yazınız (1 Ocak 2008) da ise NE oranlarını ele alıyorsunuz. Dünyada enerji konusunda ortak bir gelenek vardır. O “enerjiden” elde edilen elektrik ile ölçümleme yapılır. Sizin yazdığınız yani sadece “enerji” kapsamlı sayılar insanları şaşırtabilir ve aldatıcı olabilir. Dünyada elde edilen elektriğin %16'sı nükleerdir. Nükleerin OECD ortalaması %23, AB ortalaması ise %32 dir. Fransa 59 nükleer santral ile %80 elektriğini, ABD ise 104 NS ile %20 elektriğini nükleerden elde eder. Zaten o listelerde sadece batı ve gelişmiş ülkeleri göreceksiniz. Ama ben size nerede YOK diye yazayım AFRİKA, ORTADOĞU, ARAP yarımadası, İran ve Türkiye’dir. İran ilk NS’ını 2008'de işletmeye alacaktır. (Bak: http://www.nukte.org/reaktorlistesi) bu konularda en güvenilir sitelerden biri de (www.world-nuclear.org) olup aynı listenin ingilizcesini de bulabilirsiniz.
(Bak: http://www.world-nuclear.org/info/reactors.html )

Yakıt konusunda ise ülkemiz; tesadüfen bulunan 9.200 tonluk rezerv ile 3-4 nükleer santralın yakıtını rahatlıkla karşılayabilecek konumdadır.

Nükleer santrallerin söküm maliyeti ile yapım maliyeti konusunda da efsaneler ciddi boyutlardadır. NS yapımında güncel değerler 1.000MW için 1.7-3.5 milyar dolar arasındadır. Söküm maliyetleri ise 400 milyon $ altındadır.

Cumhuriyetimizin numaralanması konusundaki yaklaşımınıza katılmam olası değildir. Hele Nükleer ile Cumhuriyetimiz arasındaki ilişkiyi daha farklı yorumlamanız için güzel iki örnek vereyim. 1928 yılında Atatürk nal çivisi bile yapılmayan ülkemizde Uçak fabrikasını kurdurmuştur. 1959 da ise Amerikan yardımı uğruna kapatılmıştır!!

Diğer bir örnek ise 1961'de İstanbulWda Tramvayın TÖRENLE seferden kaldırılması ise ibretlik bir olaydır. (Bakınız fotoğraf: http://www.nukte.org/galeri) Her ikisi de dünyada İLK ve TEK'tir. Her iki konuda web sitemizde <nasıl aldatıldık?> menüsü altında yazılıdır.

Dünyada mevcut nükleer santrallerin 2 katından fazlasının denizaltılar için yapıldığını söylesem bana inanır mısınız? (web sitemizde <nükleer gemileri> okuyunuz).

İşte bilgiler böyle. Bunları tartışalım diye bizi bazen davet edenlere BİLİM ve BİLGİ tartışılamaz diyecek olsak ta dinleyeni bulmakta zorlanıyoruz. Nükleerdeki İDEOLOJİ saptamanız doğrudur. Ben de 2 yıl önce Nükleere bakışın 3’e ayrıldığını öğrendim. Bir çevreci hanım anlattı. 1. Bilimsel, 2. İdeolojik, 3. Duygusal. Çevreciler duygusal bakarmış ve bize “bilimsel” baktığımız için sizlerle anlaşamayız dedi. Bilimsellere ülkedeki davranış budur. Bu teknolojiyi ciddiye alsak da almasak da dünya bilim yolunda koşmaya devam edecektir. Bizler ise 2008 yılında bile nükleeri tartışıyor olacağız. ABD’li NASA'daki mühendisler de Mars’a gidecek aracın Mars’da yeri delecek matkabının 75cm mi yoksa 140cm'mi olmasını tartışıyorlarmış!! Osmanlı da uzunca bir süre MATBAAYI tartışmış hatta karşıtlar galip gelmişti. Mühendis odalarının sayısı 23'dür. 8 tanesi karşıdır. Onlar da; biz ideolojik bakıyoruz sizinle anlaşamayız dediler. Biz de ideolojik (siyasal) bakış tarzı nedir? Yazın, web sitemizde yayınlayalım dedik, hala cevap alamadık. Teknolojiye karşı mühendis olur mu? Bizce olmaz ama yorumu yine size bırakayım.

Size bilgi açısından yardımcı olabilmesi için web sitemiz <kitaplar> menüsünde <nükleer kitaplar> altındakilerden Sn. Ali Külebi Bey'in yeni kitabı olan “Türkiye’nin enerji sorunları ve nükleer gereklilik” kitabını tavsiye ederim. Tüm bilgilerin bir siyaset ve strateji uzmanından gelmesi bizce ayrıca önem arz etmektedir.

Sonuç;

Sayın Bumin,
Kısaca sıkıntıları ve acı gerçeklerin sadece bir kısmını size ilebildim. Lütfen siz de bizleri anlamaya ve yardımcı olmaya gayret edin. Teknolojiyi ve buluşları bilim adamları üretir. Mühendisler ise bunu halkın hizmetine çeşitli formlarda sunar. Uçak kazasında ölen Fizikçileri anmadan geçemeyeceğim. Hızlandırıcı konusunda 50 uzmanımız bile yok. Milyonda birin altında yani. Niye onları duymadınız biliyor musunuz? İşte şu meşhur “mahalle baskısı” yüzünden. “Kelaynak” kuşları koruma altında olan ülkemizde bir avuç bilim adamı ise korunamıyor. Yetiştirip yurtdışına gönderelim diye mi bu okullar kuruldu sizce? Yatırım olmaz ise bu mühendislik fakülteleri mezunları ne yapacak? Uçak fabrikasınaa. karşı olalım, NT’ye karşı olalım, altın, nikel, çinko vs. üretimine karşı olalım, sonra işsizlik niye böyle diye üzülelim. Tüm bunlar çelişki halidir ama maalesef ülke gerçeklerimiz de budur. “Nükleer reddiye” başlığınızı bu bilgilerin ışığı altında yeniden gözden geçirmenizde yarar vardır. Sanırım bu başlık sadece içimizdeki karşıtları memnun edecek, nükleerin uzmanlarını, fizik camiasını yani bizleri ise üzecektir. (Bu yorumum için maalesef sözümü tutamadım.)

Adil Buyan
Fizik Y. Mühendisi
NükTe Platform üyesi

Yayınlar

kitap dagdan bakan gözler.jpg
NS WEC.jpg
Turkce_jeopolitik.jpg
Rad.İnsanCevre-Taek kitap.jpg
temelfizik.jpg
dinselparadigmaveevrenselgercek.jpg
doganbor.jpg
uzayinisirlari.jpg
demokrasiyuzlesme.jpg
tarihyuzlesme.jpg
kureselisitilandunyavesu.jpg
turkiyedevedunyadaenerjivenukleer.jpg
evrenveyaratalis.jpg
nukleerenerjiraporu.jpg
surdurulebilirkalkinmaicinnukleer.jpg
aklinikacirandunya.jpg
cokgecolmadan.jpg
kureselisinmaveiklimdegisikligi.jpg
taekyayinlari.gif
cernobilkomplosu.jpg
nukleergereklilik.jpg
50sorudanukleersorun.jpg
surgundensoykirima.JPG
efendi.jpg
ahsuatomdannelercektim.jpg
sucilginturkler.jpg
herseyseninlebaslar.jpg
Insanlık suçları.jpg
sarisinkurt.jpg
sakallicelal.jpg
ilimdedemokrasiolmaz.jpg
benbirturkzabitiyim.jpg
mustafayildirim-sivilorumceginaginda.jpg
nukleercevreciler.jpg

Kullanıcı girişi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
17 + 2 =
Solve this simple math problem and enter the result. E.g. for 1+3, enter 4.

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 users ve 11 guests çevrimiçi.

Kimler yeni

  • modernem
  • hhugur
  • cmabocoglu
  • saltinevlek
  • aysenur

Ziyaretçi Sayısı

4 Nisan 2007 tarihi itibarı ile

İçerik paylaşımı

İçeriği paylaş